Yeni Süreçte Hayatımıza Girecek “Kontrollü Sosyal Hayat” Kavramı Hakkında Bilmeniz Gerekenler

Sosyal mesafe

Dünyamız bir süredir küresel bir salgın olan koronavirüs’ün etkisi altında. Neyse ki bugünlerde vaka sayılarının azalması ve virüs ile kazanılan bağışıklık neticesinde hayat normalleşmeye başlıyor, alınan sıkı tedbirler yerini ”kontrollü sosyal hayat” kavramına bırakıyor. Peki kontrollü sosyal hayat kavramında hayatımızda ne gibi değişiklikler olacak ve hangi önlemleri almamız gerekecek?

 

1 Haziran ile kontrollü sosyal hayat kavramı için atılan adımlar nelerdir? 

Kontrollü sosyal hayat kavramı ile eski düzene birçok açıdan geri dönüş sağlandı. Kreşler ve gündüz bakım evleri açıldı, sokağa çıkma yasaklarının bazıları sona erdi, şehirlerarası seyahat sınırlaması kaldırıldı, 20 yaş için sokağa çıkma yasağı 18 yaşa indirildi, restoran, kafe, pastane, çay bahçesi, yüzme havuzu türü işletmeler, müze ve ören yerleri, spor tesisleri, kütüphaneler açıldı, Marmaray ve Başkentray seferleri başladı, gemilerde yolcu taşımacılığı başladı, kamu personeli işe döndü, eczaneler normale döndü, deniz turizmi kısıtlaması kalktı, kapalı görüş başladı ve açık hava konserleri başladı.

 

Kontrollü sosyal hayat içerisinde sürdürülmesi gereken tedbirler

 Hepimiz koronavirüs kısıtlamalarının esnetilmesiyle birlikte sosyal hayata döneceğimiz için mutluyuz. Ama elbette bazı tedbirlerin sürdürülmeye devam edilmesi gerekiyor. Koronavirüs salgını tamamen sona ermeden, eski hayatlarımıza dönmemiz söz konusu değil. İşte “kontrollü sosyal hayat” içerisinde sürdürmemiz gereken o önemli tedbirler!

 

Maske kullanmaya devam etmeliyiz

Kontrollü sosyal hayat sürecinde bilmemiz ve sürdürmemiz gereken en önemli şeylerden biri maske kullanımı. Maske kullanmadan önce ellerin yıkanması, maskenin yüze tam uyması, maskenin çenenin altına ve başın üstüne yerleştirilmemesi, maskenin ön kısmına dokunulmaması, takarken ve çıkarırken sadece lastiklerinin tutulması ve atıldıktan sonra ellerin yıkanması gerekli. Ayrıca maskelerin ıslandıktan ve belirli bir süre kullanıldıktan sonra mutlaka değiştirilmesi gerekiyor. Bu süreçte, kendimizden başka insanlarla etkileşimde bulunduğumuz her an ve her alanda; sokakta, markette, kuaförde, parkta, sahilde doğru şekilde maske kullanarak salgına karşı mücadelede olumlu gidişata destek olmamız şart.

 

Sosyal mesafe kuralına uymalıyız

Salgın süresince sosyal mesafe kuralının ne kadar önemli olduğunu gördük. Araştırmalar bir kişinin ortalama olarak 3,3 kişiyi enfekte edebileceğini gösteriyor. İşte bu noktada sosyal teması azaltmak büyük önem taşıyor. Hapşırma veya öksürme riskine karşı insanlarla araya konulan 1,5 metrelik mesafenin korunması şart. Bununla birlikte sarılma, öpüşme ve el sıkışma gibi sosyal temaslardan da uzak durulması gerekiyor. Virüslerin hapşırma veya öksürme gibi anlarda ağız ve burundan çıkan damlacıkların saçılması yoluyla bulaştığı unutulmamalı. Sokakta yürürken veya markette beklerken sosyal mesafenin mutlaka ama mutlaka korunması gerekiyor.

 

Virüse karşı en güvenli yerin hala ‘evlerimiz’ olduğunu unutmamalıyız

Evde kal

Uzmanların ve Sağlık Bakanı’nın da açıklamalarında sıkça belirttiği gibi salgının azalması sona ermesi anlamına gelmiyor. Üstelik ne yazık ki risk de azalmış değil. Bu nedenle virüse karşı korunmanın en etkili yollarından biri, zorunlu olmadıkça kalabalık ortamlarda bulunmamak. Çünkü virüs hala bize gittiğimiz kuaförden, alışveriş sırasında marketten veya yanımızda hapşıran bir insan bulaşabilir. Bu nedenle virüse karşı en güvenli yerin evlerimiz olduğunu unutmadan olabildiğince evlerimizde kalmaya, dışarıda bulunmamız gereken zamanlarda ise sosyal mesafe ve maske kuralına uymaya devam etmeliyiz.

 

Gideceğimiz kuaför, market gibi alanlarda gerekli tedbirlerin alınmış olmasına özen göstermeliyiz

Gideceğimiz kuaför, market gibi alanlarda gerekli tedbirlerin alınmış olmasına özen göstermeliyiz

Kontrollü sosyal hayata geçilmesiyle beraber ihtiyaçlarımız doğrultusunda kuaför, market gibi birçok kişi tarafından kullanılan alanlara gidebileceğiz. Ancak bu noktada gittiğimiz bu yerlerde belirlenmiş önlemlerin alınıp alınmadığına dikkat etmemiz gerekiyor. Sağlık Bakanlığı normalleşme sürecinde her bir meslek grubuna özel olarak rehberler hazırladı, bu rehberlerin de iş yerlerine asılması zorunlu tutuldu. Dolayısıyla sağlığımız açısından bu tedbirlerin alındığından emin olarak bu yerleri ziyaret etmemizde fayda var. Asansörden pazar yerine, spor salonundan kuaföre kadar sosyal hayatın her parçasında gerekli düzenlemeleri iş birliği ile yapmalı, uyum içinde uygulamalıyız. Bu doğrultuda anlayışlı ve sabırlı olmalıyız.

 

‘’Hayat Eve Sığar’’ mobil uygulaması ile günlük hayattaki olası riskleri en aza indirmeliyiz

 Sağlık Bakanlığı tarafından koronavirüs’le mücadeleye yardımcı olması amacıyla geliştirilen Hayat Eve Sığar (HES) uygulaması, ücretsiz olarak akıllı telefonlara indirilebiliyor. Uygulamanın amacı günlük hayatta karşılaşabilecek riskleri en aza indirmek. Bu uygulama ile dışarıdayken bulunduğunuz ortamda veya gitmek istediğiniz yerde ne ölçüde riskli bir durunla karşılaşabileceğinizi görebiliyor ve anında tedbir alabiliyorsunuz. Bu nedenle kontrollü sosyal hayat içerisinde siz de uygulamayı kullanarak sağlığınızı ve diğer insanların sağlığını koruyabilirsiniz.

Son olarak Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca’nın “kontrollü sosyal hayat” kavramını açıklayan oldukça önemli bir cümlesine de yer vermekte fayda var:

 “Başlayan yeni dönem, bildiğimiz anlamda tipik bir normalleşme dönemi değildir. Kısıtların biraz esnediği bir dönemdir. Hayatımızın, sağlığımızı garanti edecek şekilde kısmen özgürleşmesidir.”

PAYLAŞ

NBL ÜRÜNLERİ